Şehit İbrahim Bilgen

Şehadet Bir Çağrıdır, Nesillere ve Çağlara

MAVİ MARMARA MAĞDURLARINDAN TÜRKİYE DIŞİŞLERİNE ÇAĞRI

60624_800664709980953_8540088836549891326_n

İsrail terör devleti katil askerlerinin hukukunu korumayı tam bir devlet meselesi haline getirmişken bizler tamamen iyi niyetle, sabırla yürütmeye çalıştığımız hukuk mücadelemizde anlaşılmaz durumlarla karşı karşıya gelmekteyiz.

 BM nezdinde geçerli tek rapor BM İnsan Hakları Konseyi Vaka İnceleme Komisyonu’nun 36 üye devlet tarafından kabul edilip onaylanan rapordur. Palmer Raporu ise YOK hükmündedir. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2.9.2011 tarihinde yapmış olduğu açıklamada Palmer Paneli sonucu hakkında Rapor, açıkçası bizim için yok hükmündedir” demiştir. Türkiye Dışişleri Bakanlığı bile İsrail’e inanıp 3 yıl sonra Palmer Paneli’ne tekrar hüküm kazandırmıştır. Dışişleri Bakanlığı yapmış olduğu açıklamasında, BM nezdinde bile karşılığı olmayan, Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın, o dönemki Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımızın “yok” saydığı sözde raporu skandal bir şekilde resmi bir rapormuş gibi kabul etmiştir.

Bu skandal sonuca İsrailin Truva atlarının devletinde üstünde bir oyun oynadığının açık ispatıdır. Bu Truva atlarını temizlemek devletin sorumluluğudur. Aksi takdirde uluslararası siyasette büyük bir başarı hikayesi İsrail’in oyunuyla büyük bir yenilgiye doğru gitmektedir.

UCM’ye Bilgi Belge Gönderilmemesi Kabul Edilemez

Bizler hukuk çerçevesinde her platformda hakkımızı aramayı, şehitlerimizin ve Filistin’de zulüm gören küçücük çocukların boynumuza yüklediği bir borç olarak görüyoruz. Bunun için elimizden gelen her ne var ise yapmaya gayret gösteriyoruz. Bu süreç içinde her aşamada basın toplantıları, ziyaretler ile kamuoyunu, devlet yetkililerini ve ilgilileri bilgilendiriyoruz. Tüm bu açıklığımıza rağmen maalesef süreç içerisinde UCM nin Türkiye Cumhuriyeti Devletinden bilgi belge istediğini ve alamadığını ise UCM savcısının görevsizlik kararını bildirdiği sonuç mütalaasında öğreniyoruz. Bu mücadele sadece biz mağdurların hukuk mücadelesi değil, vatandaşları uluslararası sularda katledilen Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk mücadelesidir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımızın bu konudaki tavrı ortada iken böyle bir mücadelede ilgili bürokratların nasıl böylesine bir tavra girdiğini anlamamız mümkün değildir.

Mahkeme tarafından verilen Kırmızı Bülten Kararı neden İnterpol’e gönderilmedi

26 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul Çağlayan Adliyesinde görülen Mavi Marmara davasının 6. duruşmasının sonunda kararlar okunurken 4 yıldır ilk kez herkes sevinçten ağlıyordu. İsrailli komutanlar hakkında verilen yakalama kararı eşlerini, evlatlarını kaybeden bizlerin yüreğimizdeki yangını elbette söndürmeyecekti. Ama adaletin tesis edilmesi yolunda önemli bir adımdı bizim açımızdan.

Aradan geçen altı ay sonra 9 Aralık’taki 7. duruşmada İnterpol kırmızı bülten kararının hala işleme konulmadığını öğrenmek bizim açımızdan tam bir yıkım oldu. O katiller kırmızı bülten ile aranması gerekirken hala serbest bir şekilde istedikleri yere gidebilmekteler. Yani katiller her yerde masum insanların arasında dolaşmakta. Belki ülkemize bile gelmekteler. Bu kırmızı bülten kararının çıkması için kaç Filistinlinin daha ölmesi gerekiyor ? Hangi davada görülmüş ki mahkemenin aldığı kırmızı bülten kararı Dışişleri Bakanlığına sorulsun ? Velev ki soruldu, nerede görülmüş ki Dışişleri Bakanlığı 10 vatandaşının katili sanıklarla ilgili kırmızı bülten kararını engellesin?

Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devletinden beklentimiz mahkemece çıkarılmış kırmızı bülten kararını durdurması değil, hala kullanılmayan BM Lahey Adalet Divanına devlet olarak başvurması ve vatandaşlarının hukukunu koruması, haklarını aramasıdır. BM İnsan Hakları Konseyi raporunun BM Genel Kurulu’na taşınması ve gereğinin yapılmasıdır.

Defalarca talepte bulunmamıza rağmen halen Türkiye vatandaşı İsrail Ordusu askerlerinin tespiti konusunda bile en ufak bir ilerlemenin olmaması da diğer önemli ve bekleyen bir husustur. Milli İstihbarat Teşkilatı’na yazılan yazının olumlu bir şekilde en kısa sürede cevaplandırılması gerekir.

Ne zaman bu konularda sesimizi yükseltsek, İsraille yapılması planlanan anlaşma, özür ve tazminat konusu gündeme getirilmektedir. Bizler defalarca söyledik bir kez daha çok açık belirtelim; Biz Gazze’deki abluka kalkmadan, Filistinliler üzerindeki İsrail zulmü bitmeden, Mavi Marmara saldırısında en ufak suçu olan herkes yargılanıp gerekli cezayı almadan tazminat konusunu konuşmak, tartışmak, duymak istemiyoruz. Davalarımızı İsrail ile pazarlık konusu etmekten çıkarıp hukukun hukuk alanına bırakılmasını istiyoruz.

Bizler her ne yaşarsak yaşayalım hukuk mücadelemize ulaşabildiğimiz her platformda devam edeceğiz. Bu mücadeleyi Özgürlük Filosu ve Mavi Marmara gemisinde yer alan tüm insanlar ve özellikle saldırıda hayatını kaybeden 10 şehidimiz ve onlarca yaralı adına yapacağız. Umuyor ve diliyoruz ki en azından bundan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi devletimizin her kademesindeki görevlimiz bu mücadelemizde yanımızda yer alsın. Bu hepimizin tüm Filistinli şehitlere, Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya, ümmete ve tüm insanlığa borcumuzdur.

Mavi Marmara Mağdurları ve

Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği

Yorum Yok »




Yorum Yaz

*

  • Son Yorumlar

  • Kasım 2017
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Haz    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    27282930